Ayağa Giyilen ‘Terlik’ Gerçekten Terden mi Geliyor?

Gündelik hayatımızda sık sık kullandığımız, dilimizin bilindik sözlerinin kökeni üzerine düşündüğümüz zaman, çoğu kez ilk bakışta en kolay görünen açıklamaya inanma eğilimi gösteririz. Türkçedeki terlik sözü de işte bu kolaycı yaklaşımımıza örnek olabilecek sözlerden biridir. İlk duyuşta hemen hepimizin zihninde beliren, bu sözün doğrudan doğruya ter köküne +lik ekinin eklenmesiyle türemiş olduğu düşüncesidir. Oysa yazılı kaynaklarımızın bize sunduğu bilgileri ve Anadolu ağızlarının derinliklerinde saklı duran verileri daha dikkatli bir gözle incelediğimiz zaman, bu yalın ve alışılagelmiş açıklamaya bir parça kuşkuyla yaklaşmamız gerektiğini gösteren oldukça önemli ipuçları beliriyor.

Bilindiği üzere terlik sözü dilimizde yeni beliren bir söz değildir; aksine, Eski Türkçeden beri yazıya geçirilmiş ve yüzyıllar boyunca çeşitli metinlerde varlığını korumuştur. Ancak metinlerde karşılaştığımız bu eski terlik, bugün anladığımızdan çok farklı olarak, aslında eyer altına konan ve doğrudan doğruya atın terini emmesi için yerleştirilen keçeye verilen addır. Bununla birlikte, geçmişin söz varlığını günümüze taşıyan Tarama Sözlüğü sayfalarında bu sözün “ince giysi” anlamında kullanıldığına da tanık oluyoruz. Üstelik sözcük yalnızca bunlarla sınırlı kalmamış, halk ağzında başa giyilen bir “takke” anlamını da üstlenmiştir. İster atın eyeri altına konan bir keçe olsun, ister insan bedeni için ince bir giysi ya da başı koruyan bir takke; bütün bu nesnelerin ortak ve açık özelliği teri emmek, tere karşı bir örtü vazifesi görmektir. Dolayısıyla bu anlamların hepsinde ter+lik yapısını görmek ve sözün ter ile olan güçlü bağını kabul etmek son derece mantığa uygundur.

Ne var ki, iş doğrudan doğruya ayağımıza giydiğimiz ev giyeceğine geldiğinde durum bütünüyle değişmektedir. Doğrudan ayağa giyilen bir nesnenin, niçin başı veya bedeni koruyan giysiler gibi ter kavramıyla anıldığı, üzerinde durulması ve incelenmesi gereken oldukça karanlık bir noktadır. Ayağımıza giydiğimiz terlik ile bildiğimiz ter arasında nasıl bir anlam bağı bulunabilir? Bu, dil biliminin ilgi çekici ve incelenmeye değer sorularından biridir. Sanırım ayağımıza giydiğimiz terlik sözünün, alışılagelmiş ter+lik yapısıyla hiçbir ilgisi bulunmayan, ses benzeşmesi yüzünden bu biçime bürünmüş büsbütün başka bir kökeni vardır.

(Bu arada küçük bir tarih notu düşmek gerekirse: “Eyer altına konan keçe” anlamı için terlik yerine 15. ve 16. yüzyıllardan başlayarak Moğolca kökenli teğelti sözü yaygınlaşmıştır.)

Asıl konumuz olan ayağa giyilen terliğin kökenine yeniden dönecek olursak; bu noktada elimizdeki en büyük dayanak, yine halk ağızlarının zengin söz varlığıdır. Nitekim Derleme Sözlüğü sayfalarında, tam da bu ayağa giyilen nesne anlamında kullanılan kirlik ve çilik gibi biçimlerin var olduğu açıkça yazılıdır. Ağızlarda bugün bile yaşamakta olan bu ilgi çekici biçimler, ayağa giyilen sözcük için düşündüğüm o farklı ve bağımsız kökeni güçlü bir biçimde destekler niteliktedir.

Sonuç olarak, ortada çözülmeyi bekleyen güzel bir dil bilmecesi durmaktadır. Eski metinlerdeki izler ile halk ağızlarındaki bu ses ayrılıklarını bir arada değerlendirdiğimizde, düğümü kesin bir sonuca bağlamak ancak ses değişimi yollarını aydınlatacak ve karanlıkta kalan sözleri ortaya çıkaracak karşılaştırmalı incelemeden sonra mümkün olabilecektir.

Bir Cevap Yazın